|
Su
çevrimi nedir?
Su
çevrimi nedir? Su çevrimi, yeryüzünde, yeraltında ve atmosferde suyun
mevcudiyetini ve hareketlerini tasvir eder. Dünyadaki su daima hareket
halindedir, Buz halden sıvı hale, sıvı halden buhar haline ve buhar
halinden tekrar sıvı haline dönen suyun bu hareketi süreklilik arz eder.
Su çevrimi milyonlarca yıldır devam etmekte olup hayatın mevcudiyeti
buna dayanır. Susuz bir hayat dayanılmaz olurdu.
Su
çevriminin çok kısa bir özeti

Su çevriminin başlama noktası yoktur ama, okyanuslardan
başlayarak su döngüsünü anlatalım. Su çevrimini harekete geçiren güneş,
okyanuslardaki suyu ısıtır, ısınan su da atmosfere buharlaşır. Yükselen
hava akımları, su buharını atmosfer içinde yukarıya kadar taşır, orada
bulunan daha soğuk hava bulutlar içinde yoğunlaşmaya sebep olur. Hava
akımları, bulutları dünya çevresinde hareket ettirir, bulut zerreleri
bir araya gelerek, büyürler ve yağış olarak gökyüzünden düşerler. Bazı
yağışlar, kar olarak dünyaya geri döner ve donmuş su kütleleri halinde
binlerce yıl kalabilecek olan buz tepeleri ve buzullar şeklinde
birikebilir. Ilıman iklimlerde ilkbahar geldiğinde çoğu zaman kar
örtüleri erir ve eriyen su, erimiş kar olarak toprak yüzeyinde akışa
geçer ve bazen de sellere sebep olur. Yağışın çoğu okyanuslara yada
toprağa düşerek yerçekiminin etkisiyle yüzey akışı olarak akar. Akışın
bir kısmı vadilerdeki nehirlere karışır ve buradan da nehirler
vasıtasıyla okyanuslara doğru hareket eder. Yüzey akışları ve yeraltı
menşeyli kaynaklar tatlı su olarak göllerde ve nehirlerde toplanır.
Bütün yüzey akışları nehirlere ulaşmaz. Akışın çoğu sızarak yer altına
geçer. Bu suyun bir kısmı yüzeye yakın kalır ve yeraltı suyu boşaltımı
olarak tekrar yüzeydeki su kütlelerine (ve okyanusa) katılır. Bazı
yeraltı suları yer yüzeyinde buldukları açıklıklardan tatlı su
kaynakları olarak tekrar ortaya çıkarlar. Sığ yeraltı suyu, bitki
kökleri tarafından alınır ve yaprak yüzeyinden terlemeyle atmosfere geri
döner. Yeraltına sızan suyun bir kısmı daha derinlere gider ve çok uzun
zaman süresince büyük miktarda tatlı suyu depolayabilen akiferleri
(suyla doymuş yeraltı materyali)’ besler. Zamanla bu su da hareket eder
ve bir kısmı su döngüsünün başladığı ve bittiği okyanuslara karışır.
Su
çevriminin kısımları
ABD
Jeolojik Araştırmaları, su döngüsünün 15 bileşenini belirledi:
-
Okyanuslarsa su depolanması
-
Buharlaşma
-
Atmosferde Su
-
Yoğunlaşma
-
Yağış
-
Buz ve kar içinde su depolanması
-
Nehirlere erimiş kar akışı
-
Yüzey akışı
-
Akarsu akışı
-
Tatlı su depolanması
-
Sızma
-
Yeraltı suyu boşalımı
-
Su Kaynakları
-
Bitki yapraklarından terleme
-
Yeraltı suyu depolanması
-
Küresel su dağılımı
Su
haznesi olan okyanuslar

Su
çevrimi içerisinde
hareket eden su miktarından çok daha fazlası okyanuslarda depolanmıştır.
Dünyada yaklaşık 1 386 000 000 kilometre küp (332 500 000 mil küp) suyun
1 338 000 000 kilometre küp’ünün (321 000 000 mil küp) okyanuslarda
depolandığı tahmin edilmiştir. Yani toplam yeryüzündeki suyun yaklaşık %
96.5’i okyanuslarda bulunmaktadır. Yine, su döngüsü içerisinde yer alan
su buharının yaklaşık % 90’ının okyanuslarca sağlandığı tahmin
edilmektedir.
İklimin
daha soğuk geçtiği dönemlerde daha fazla buz tepeleri ve buzullar
meydana gelmekte olup su döngüsünün diğer bileşenlerini azaltacak
şekilde buz oranında artış meydana gelir. Sıcak dönemlerde ise bunun
tersi olur. Son buz çağında buzullar dünya kara yüzeyinin 1/3’ünü
kaplamış ve okyanuslar bugüne göre 400 feet (122 metre) daha düşmüştü.
Dünyanın daha sıcak olduğu yaklaşık üç milyon yıl önce ise, okyanuslar
165 feet (50 metre) daha yükselmişti.
Hareket halindeki okyanuslar
Dünya’mızdaki okyanuslar içinde hareket halinde olan büyük akıntılar
bulunmaktadır. Bu akıntıların, su döngüsü ve hava durumu üzerinde çok
büyük etkisi vardır. Gulf Stream akıntısı, Meksika Körfezinden Atlantik
Okyanusunu geçerek İngiltere’ye doğru akan bir akıntı olup çok iyi
bilinen bir sıcak su akıntısıdır. Gulf Stream günde 97 kilometre (60
mil) hızla dünyadaki bütün nehir sularının yaklaşık 100 katı civarında
bir su kütlesini hareket ettirir. Başta İngiltere’nin batısı olmak üzere
bazı alanların hava durumunu etkileyen Gulf Stream akıntısı, sıcak
iklimlerin sıcak sularını Kuzey Atlantik’e doğru hareket ettirir.
Buharlaşma:
Suyun
sıvı halinden gaz veya buhar haline dönüşmesi
Buharlaşma ve meydana gelme neden
Buharlaşma, suyun sıvı halinden gaz veya
buhar haline dönüşmesi sürecidir. Buharlaşma, suyun sıvı halinden gaz
veya buhar olarak atmosfere iletilmesinin başlıca yoludur. Araştırmalar
göstermiştir ki, okyanuslar, denizler, göller ve nehirler atmosferdeki
nemin yaklaşık % 90’nını sağlarlar, geri kalan % 10’u ise bitki
yüzeyindeki buharlaşmadan meydana gelir.
Buharlaşmanın olması için ısı (enerji) gereklidir. Enerji, su
moleküllerini bir arada tutan bağları çözmek için gereklidir; bu yüzden
su, kaynama noktası (100° C, 212° F)’nda kolayca buharlaşır, fakat donma
noktasında çok daha yavaş buharlaşır. Doymuş durumdaki hava ortamında
(yani nispi nemi % 100 ise) buharlaşma devam edemez. Buharlaşma işlemi
ısıyı ortamdan uzaklaştırır, bu yüzden deri üzerinden suyun buharlaşması
kişiye serinlik verir.
Buharlaşma su döngüsünü çalıştırır
Okyanuslardan meydana gelen buharlaşma, suyun atmosfere taşınmasının
temel yoludur. Okyanusların geniş yüzey alanı (dünya yüzeyinin % 70’i
okyanuslarla kaplıdır) çok büyük ölçüde buharlaşma imkanı sağlar. Global
ölçekte, buharlaşan su miktarı ile yağış olarak düşen su miktarı
yaklaşık olarak aynıdır. Ancak, bu durum gerçekte coğrafik olarak
değişir. Okyanuslar üzerinden buharlaşan su miktarı, düşen yağış
miktarından daha fazla iken karalar üzerinde durum tersi olup yağış
miktarı buharlaşma miktarını geçmektedir. Okyanuslardan buharlaşan suyun
çoğu, okyanuslara yağış olarak geri döner. Buharlaşan suyun sadece %
10’u karalar üzerine nakledilerek yağış olarak düşer. Buharlaşan su
molekülleri havada yaklaşık 10 gün kalır.
Atmosferde su
depolaması:
suyun bulut ve nem şeklinde atmosferde buhar olarak depolanması
Atmosfer su ile doludur
Her
ne kadar atmosfer çok büyük bir su depolama yeri olmasa da, dünya
etrafında suyun hareket etmesini sağlayan mükemmel bir ortamdır.
Atmosferde her zaman su mevcuttur. Bulutlar atmosferdeki suyun en
görünen biçimidir, su zerrelerinin görülmeyecek kadar küçük olduğu açık
havalarda (bulutsuz günlerde) da bile atmosferde su bulunmaktadır. Her
hangi bir zamanda atmosferde bulunan su hacmi yaklaşık 12 900
kilometreküp (3 100 mil küp)’tür. Şayet atmosferdeki bütün su miktarı
yağış olarak yere bir kerede düşseydi, dünyanın zemini 2,5 santimetre
(yaklaşık 1 inç) derinliğinde suyla kaplanırdı.
Yoğunlaşma:
Suyun buhar
halinden sıvı haline dönüşme süreci
Yoğunlaşma, havadaki su buharının sıvı
haline dönüşme işlemidir. Yoğunlaşma bulutları oluşturduğu için su
döngüsü bakımından önemlidir. Çünkü bulutlar, dünyaya suyun geri
dönebilmesinin başlıca yolu olan yağışı oluştururlar. Yoğunlaşma
buharlaşmanın tersidir.
Yoğunlaşma sis olayının, sıcak ve nemli bir günde soğuk odadan dışarı
çıktığınızda bardakta olan buğulanmanın, bir şeyler içtiğiniz bardağın
dış kısmından damlayan suyun ve soğuk bir günde evinizdeki pencerelerin
iç tarafındaki suyun meydana gelmesinin sebebidir.
Havadaki yoğunlaşma
Su
buharı içeren hava yükseldiği ve soğuduğu için bulutlar atmosferde
oluşur. Yeryüzüne yakın havanın güneş ışınları tarafından ısıtılması bu
işlemin önemli bir parçasıdır. Yerüstündeki atmosferin soğumasının
sebebi hava basıncıdır. Havanın bir ağırlığı vardır ve deniz seviyesinde
her inç kare yüzeye yapılan hava basıncı kolonu ağırlığı yaklaşık 32
kilogram (14,5 pound)’dır. Barometrik basınç olarak adlandırılan bu
basınç, yukarıdaki hava yoğunluğunun bir neticesidir. Daha yüksek
rakımlarda daha az hava mevcut olduğundan daha az hava basıncı vardır.
Yüksek irtifalarda hava daha az yoğun olup barometrik basınç da daha
düşüktür. Bu durum havanın daha soğuk olmasına yol açar.
Yağış:
Suyun
bulutlardan sıvı veya katı halde bırakılması
Yağış,
suyun bulutlardan yağmur, sulusepken, kar, yada dolu şeklinde tahliye
edilmesidir. Bu durum atmosferik suyun yeryüzüne geri dönüşünün başlıca
yoludur. Yağış çoğu zaman yağmur şeklinde düşer.
Yağmur damlaları nasıl oluşur?
Hemen
üzerimizde hareket eden bulutlar, yağış olarak düşemeyecek kadar
küçüklükte fakat görünebilir bulutlar meydana getirebilecek kadar
büyüklükte, su buharı ve su zerreleri ihtiva eder. Su gökyüzünde
devamlı olarak buharlaşmakta ve yoğunlaşmaktadır. Şayet buluta yakından
bakarsanız, bazı kısımların gözden kaybolduğunu (buharlaştığını), bazı
kısımların da büyüdüğünü (yoğunlaştığını) görebilirsiniz. Yukarıya doğru
olan akımlar bulutları desteklediği için bulutlar içinde yoğunlaşan
suyun çoğu yağış olarak düşemez. Yağışın meydana gelebilmesi için önce
çok küçük zerrelerin yoğunlaşması lazımdır. Su zerreleri çarpışır ve
bulutların yağış olarak düşmesini sağlayacak kadar yeterli büyüklüğe
ulaşırlar. Tek bir yağmur damlası milyonlarca bulut damlacığından
oluşur.
Yağış miktarları zamana ve bölgeye göre değişir
Yeryüzüne düşen yağış miktarı dünyanın her tarafında, hatta bir ülkede
ve şehirde aynı olmaz. Mesela, yaz aylarında ABD’nin Georgia eyaleti
Atlanta şehrinde görülen yaz sağanakları bir sokağa bir inç yada daha
fazlası yağmuru bırakırken, birkaç kilometre ötesini kuru
bırakabilmektedir. Keza Georgia eyaleti’nin bir ayda aldığı yağış
miktarı çoğu zaman Nevada eyaletindeki Las Vegas şehrinin bir yıl
boyunca aldığı yağmurdan daha fazladır. Ortalama yıllık yağış için dünya
rekoru, yılda ortalama 1 140 cm (450 inç) ile Havai eyaletindeki Mt.
Waialeale’ye aittir. Burada 12 ay süresince 1 630 cm (642 inç)’lik
olağanüstü yağış kayıtlara geçmiş olup bu bir günde yaklaşık 5 cm (2
inç) yağış demektir. Söz konusu aşırı yağış, 14 yıl boyunca hiç yağış
alamayan Şili’deki Arica’nın tam tersi bir durumdur.
Aşağıdaki harita, milimetre ve inç cinsinden yeryüzüne düşen ortalama
yıllık yağışı gösterir. Açık yeşil alanlar “çöl” olarak kabul
edilebilir. Afrika’da Sahra’nın çöl olduğunu biliyorsunuzdur, fakat
Grönland ve Antarktika‘nın çoğu yerinin çöl olduğunu düşünmüş müydünüz?

Buz
ve kar şeklinde su depolaması: Genellikle buzullar, buz ve kar
alanlarında donmuş olarak depolanmış olan tatlı su
Yeryüzünde görülen buz tepeleri
Buz,
kar ve uzun dönem zarfında buzullarda depolanan su, küresel su
döngüsünün bir parçasıdır. Yeryüzündeki buz kütlesinin % 10’u
Grönland’da, büyük çoğunluğu ise (% 90)’ı Antarktika’dadır. Grönland’da
buz birikimi, su döngüsünün ilginç bir bölümüdür. Grönland’a eriyen
sudan daha fazla kar yağdığı için, zaman içerisinde buz birikimi artarak
yaklaşık 2,5 milyon kilometre küp (600 000 mil küp) hacme ulaşmıştır.
Oluşan kar kütlesi ortalama olarak 1 500 metre (5 000 feet) kalınlıkta
olup 4 300 metre (14 000 feet) kalınlığa ulaşan yerleri de vardır. Buzun
ağırlığından dolayı altındaki kara parçası tabak şeklinde aşağıya doğru
bastırılmıştır.
Buzullar oluşur ve yok olur
Her ne
kadar iklim değişikliği çoğu zaman kişilerin fark edemeyeceği hızda olsa
da, küresel ölçekte iklim devamlı değişiklik halindedir. Yaklaşık 100
milyon yıl önce Dinazorların yaşadığı sıcak dönemler ile yaklaşık 20 000
yıl önceki son buz çağının görüldüğü soğuk dönemler gibi dünyamızda bir
çok dönem olmuştur. Son buz çağında Kuzey Yarımkürenin çoğu kar, buz ve
buzullarla örtülmüştü. Kanada’nın neredeyse tamamı, Kuzey Asya ve
Avrupa’nın çoğu, ve Amerika Birleşik Devletlerinin bir kısmı buzullar
ile kaplıydı.

Bazı buzullar ve buz tepeleri
·
Buzullar, bütün kara alanın % 10-11’ni kapsar.
·
Şayet bütün buzullar bugün erimiş
olsaydı, denizler yaklaşık 70 metre (230 feet) daha yükselirdi. Kaynak: Ulusal Kar ve Buz
Veri Merkezi (National Snow and Ice Data Center)
·
Son buz çağında deniz seviyesi bugüne göre yaklaşık 122
metre (400 feet) daha düşük idi ve buzullar kara yüzeyinin neredeyse
1/3’ünü kaplıyor idi.
·
125 000 yıl önceki son sıcak dönemde denizler bugüne göre
yaklaşık 5,5 metre (18 feet) daha yüksek idi. Yaklaşık 3 milyon yıl önce
ise, yine denizler bugüne göre 50,3 metre (165 feet)’ye kadar daha
yüksek idi.
Akarsulara
doğru erimiş kar akışı:
Kar ve buzdan yüzey suyuna, yüzey akışı olarak suyun hareketi.
Şayet
Florida’da yada Fransız Riviera’sında yaşıyorsanız, eriyen karın su
döngüsüne nasıl her gün katkı sağlandığının farkında olmayabilirsiniz.
Fakat dünya ölçeğinde eriyen kardan oluşan akış, suyun küresel
hareketinin önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Daha soğuk iklimlerde
ilkbahar zamanındaki yüzey akışının ve akarsu akışının çoğu eriyen kar
ve buzdan meydana gelmektedir. Ayrıca sel ve hızlı kar erimesi toprak
kaymalarını tetiklemektedir.
Kar
erimesinin akarsulardaki akışı nasıl etkilediğini anlamanın bir yolu,
Kaliforniya’daki North Fork Barajının kaynağı olan North Fork Amerikan
Nehri için 4 yıl boyunca günlük ortalama akarsu akışını gösteren
hidrograflara bakmaktır. Grafikteki en yüksek noktalar, esasen eriyen
karın sonucudur. Akarsuyun Mart 2000 ayındaki günlük ortalama akışı 1
200 feet küp/saniye iken, Ağustos 2000 ayında 55-75 feet küp /saniye
arasında olduğuna dikkat edin.

Kar
erimesinden kaynaklanan akımlar yıldan yıla hatta mevsimden mevsime
değişiklik gösterir. 2000 yılındaki pik değerlerini, 2001’yılının düşük
değerleriyle kıyaslandığı zaman, Kaliforniya 2001 yılında sanki büyük
bir kuraklığa maruz kalmış gibi görünüyor. Kışın kar şeklinde az suyun
depolanmış olması, yılın geri kalan dönemindeki mevcut su miktarını
etkileyeceğinden, mansaptaki depolama tesislerinde de daha az su
depolanır ve sonuç olarak o yıl tarımsal sulama ve şehirlere su
temininde sıkıntı çekilir
Yüzey akışı:
Yağışın toprak yüzeyi üzerinden en yakın akarsu kanalına doğru hareketi
yani akışı
Yüzey akışı, Yağışın kara yüzeyi üzerinden akışıdır
Karalar
üzerine düşen yağışın büyük bir kısmının yüzey akışı şeklinde nehirler
vasıtasıyla okyanuslara boşaldığı hakkında muhtemelen birçok kişi bir
fikre sahiptir. Gerçekte, akarsular karalarda hem su kaybetmekte hem de
su kazanmaktadır. Ancak, akarsulardaki suyun çoğunluğu, yüzey akışı
şekilde tanımlanan doğrudan kara yüzeyinden gelmektedir.
Genellikle düşen yağmurun bir kısmı toprak
tarafından emilir, fakat yağmur doymuş yada geçirimsiz tabakaya düştüğü
zaman meyil istikametinde akışa geçer. Yoğun bir yağmur sırasında oluşan
küçük derecikleri görebilirsiniz. Su nehirler içerisinde aktığı gibi,
toprak içerisinde oluşan kanallar içerisinde de akacaktır. Yukarıdaki
resim, yüzey akışın yoldan nasıl küçük bir dereye girdiğini gösteren bir
örnektir. Bu örnekte, çıplak toprak üzerinden akışa geçen suyun akarsuya
tortu bırakmaktadır (su kalitesi bakımından kötü bir durum). Küçük
dereye ulaşan bu akış, okyanusa doğru yolculuğuna tekrar başlayacaktır.
Su
çevriminin tüm kısımlarında olduğu gibi, yağış ile yüzey akışı
arasındaki etkileşim mekana ve zamana göre değişir. Amazon ormanlarında
ve Amerika Birleşik Devletleri’nin güneybatı çöllerinde olan benzer
fırtınalar farklı yüzey akışı etkileri meydana getirir. Yüzey akışı, hem
meteorolojik faktörlerden hem de arazinin jeolojisi ve topografyasından
etkilenir. Toprağa düşen yağışın yaklaşık sadece 1/3’ü derelerde ve
akarsularda akışa geçerek okyanusa geri döner. Geri kalan 2/3’ü doğrudan
yüzeylerden yada dolaylı olarak bitkilerden terleme yoluyla buharlaşır,
veya yeraltı suyuna sızar. Yüzey akışı, insanlar tarafından kendi
ihtiyaçları için de kullanılır.
Akarsu akışı:
Nehir gibi
doğal bir kanal içinde suyun hareketidir.
Amerika
Birleşik Devletleri Jeolojik Araştırmaları, “akarsu akışı” terimini, bir
nehir, dere veya çay içinde akan suyun miktarından bahsetmek için
kullanır.
Nehirlerin önemi
Akarsular
her yerde sadece insanlar için değil, aynı zamanda diğer tüm canlıların
hayatının devamlılığı için mühimdir. Akarsular insanlar tarafından
sadece eğlence maksadıyla değil, daha da önemlisi içme ve kullanma suyu,
tarımsal sulama, elektrik üretimi, atıkların uzaklaştırılması, ticari
malların taşınması ve gıda üretimi maksatlarıyla kullanılmaktadır.
Nehirler aslında her çeşit bitki ve hayvan için önemli su ortamlarıdır.
Nehirler, yatakları içinden yüzeyin altına doğru su bırakarak
yeraltındaki akiferlerin dolu kalmasına yardım eder. Ayrıca, akarsular
ve akışlar vasıtasıyla okyanuslar devamlı tazelenmektedir.
Havzalar ve nehirler
Nehirleri göz önüne alırken, havzalarını da hesaba katmak gerekir. Havza
nedir? Eğer toprak üzerinde bulunuyorsanız, sadece yere bakın, siz ve
sizinle birlikte herkes bir havzada bulunuyor demektedir. Havza
denilince, bütün suyun düştüğü ve aynı noktaya akmak amacıyla boşaldığı
toprak alanıdır. Havzalar çamur içinde ayak izi kadar küçük olabilir,
yada Meksika Körfezine giden Mississippi Nehrine toplanan tüm suyun
boşalma alanını kaplayacak kadar büyük olabilir. Daha küçük su
havzaları, -daha büyük su havzaları içindedirler. Su havzaları
önemlidir, çünkü bir akarsuyun akışı ve suyunun kalitesi, sularının üst
kısımlardan geldiği yer olan “memba” alanlardaki insanların sebep olduğu
(yada insanların sebep olmadığı) etmenlerden etkilenir.
Akarsu akışı daima değişiyor
Akarsu akışı günden güne hatta dakikadan
dakikaya daima değişiyor. Şüphesiz akarsu akışındaki ana faktör
havzadaki yağışın oluşturduğu akıştır. Yağış akarsuların yükselmesine
sebep olur ve havza içinde olmak kaydıyla membada uzak bir noktaya yağış
düşse bile nehir yükselebilir. Bir havzaya düşen suyun sonunda drene
edilerek uzaklaşacağını hatırlayın. Nehrin büyüklüğü büyük ölçüde
havzasının büyüklüğüne bağlıdır. Büyük nehirler büyük havzalara, küçük
nehirlerde küçük havzalara sahiptir. Benzer şekilde, farklı büyüklükte
nehirler fırtınalara ve yağışlara farklı bir şekilde tepki gösterirler.
Büyük nehirler küçük nehirlerden daha yavaş yükselir ve alçalırlar.
Küçük bir havzaya sahip bir nehir muhtemelen saatler ve dakikalar içinde
yükselir ve alçalır. Büyük nehirlerin yükselip alçalması ve sel olayı
ise günlerce sürer.
Tatlı su
depolaması:
yeryüzü yüzeyinde mevcut tatlı su
Yeryüzündeki canlılar için gerekli olan su döngüsünün bir kısmı, kara
yüzeyinde mevcut tatlı sudur. Domatesin, alabalığın, yada sivrisineğin
ihtiyacı olan su, kara yüzeyindeki mevcut tatlı sudan gelir. Yüzey suyu
dereleri, havuzları, gölleri, baraj göllerini (insanın yaptığı yapay
göller) ve tatlı su bataklıklarını kapsar.
Giriş ve
çıkış akışları yüzünden nehirlerdeki ve göllerdeki su miktarı devamlı
değişmektedir. Giriş akışları yağıştan, kara üzerindeki yüzey akıştan,
yer altı suyu sızmasından ve yan derelerden giren akıştan meydana gelir.
Göllerden ve nehirlerden çıkış akışları, buharlaşma ve yer altı suyuna
boşalımı kapsar. İnsanlar da kendi ihtiyaçları için yüzey sularını
kullanırlar. Yüzey sularının konumu ve miktarı zamana ve mekana göre,
doğal olarak yada insan eliyle yapay olarak değişir.
Yüzey suları hayatın devamını sağlar.
Resimdeki
Nil Deltası (Mısır)’nda görüleceği üzere şayet yüzey suyu (yada yer
altı suyu) mevcut ise hayat çölde bile yeşerir. Kara yüzeyinde hayatı
idame ettiren sudur. Yüzey suyunun yeraltındaki akiferler içine hareketi
sonucunda yeraltı suyu da oluşur. Tatlı su yeryüzü üzerinde nispeten az
bulunur. Yeryüzünde bütün suyun sadece % 3’ü tatlı sudur ve tatlı su
gölleri ve bataklıkları yeryüzünde tatlı suyun sadece % 0,29 oluşturur.
Bütün yüzeysel tatlı suyun % 20’si sadece bir gölde, Asya’daki Baykal
Gölündedir. Diğer % 20’si ise Büyük Göllerde (Huron, Michigan, and
Superior)’da depolanmıştır. Nehirler toplam tatlı su rezervlerinin
sadece 0,006’sını meydana getirirler. Yeryüzünde hayat için gerekli olan
su miktarının, yeryüzü toplam su miktarının çok az bir miktarına bağlı
olduğunu görebilirsiniz.
Sızma:
Kara yüzeyinden gelen suyun aşağı doğru (toprak yada gözenekli kaya
içine) hareketidir
Yeraltı suyu yağış olarak başlar
Yeryüzünün her hangi bir yerine yağış yada
kar olarak düşen suyun bir kısmı yeraltı toprağına ve kayasına süzülür.
Ne kadar suyun sızdığı bir çok faktöre bağlıdır. Grönland buz tepesine
düşen yağışın sızması çok az olabilir. Ancak, ABD Güney Georgia’da bir
mağara içinde gözden kaybolan bir derenin resminde görülebileceği gibi
bir dere doğrudan yer altı suyuna giderek de kaybolabilir.
Süzülen
suyun bir kısmı toprak katmanı içinde kalabilir ve tekrar o katmandan
kara yüzeyine çıkarak akarsuya kavuşabilir. Suyun bir kısmı da yüzey
altında daha derine süzülecek ve altı akiferlerin tekrar dolmasını
sağlayacaktır. Şayet akiferler, suyun içinden serbestçe hareketine izin
verecek kadar gözenekli yada sığ iseler, insanlar akiferleri
delebilirler ve kendi amaçları için kullanabilir. Okyanus yada dereler
gibi su kütlelerine katılmadan, yada yüzeye çıkmadan önce, uzun mesafe
hareket edebilir veya yeraltı su depolamasında uzun süre bekleyebilir.
Yüzey suyu

Yağış toprak altına süzüldükçe, genellikle
doymuş ve doymamış bölgeler meydana getirir. Doymamış bölgenin
boşluklarında biraz su bulunur ancak, zemin hala doymamıştır. Doymamış
bölgenin üst kısmı toprak bölgesidir. Toprak bölgesi, içinden sızmayı
sağlayacak şekilde bitki kökleri tarafından oluşturulan boşluklara
sahiptir. Toprak bölgesindeki bu boşluklara dolan su bitkiler tarafından
kullanılırlar. Kaya ve toprak parçacıkları arasındaki boşlukların
tamamen su ile doymuş olduğu bölge doymamış bölgenin altındadır.
İnsanlar bu bölgeyi delebilirler ve suyu dışarı çıkarabilirler.
Yeraltı suyu
boşalımı:
Yer altında suyun hareketi
Göller, nehirler, buz, yağmur ve kar
olarak her gün etrafınızda suyu görürüsünüz. Bunun dışında görmediğiniz
ve yeraltında hareket eden çok büyük miktarlarda su da vardır. Yeraltı
suyu bir çok akarsuyun akışına ana katkı sağlayan su kaynağıdır.
İnsanlar yeraltı suyunu yıllardır kullanmaktadır ve içme, kullanma ve
tarımsal sulama için büyük oranda bugün de kullanmaya devam etmektedir.
Dünyadaki hayat yüzey sularına olduğu kadar yer altı suyuna da bağlıdır.
Yüzey altında akan yeraltı suyu
Kara üzerine düşen yağışın bir kısmı yer
altı suyuna sızarak, yeraltı suyunun bir parçası olur. Bu suyun bir
kısmı kara yüzeyine yakın hareket eder ve dere yataklarına boşalarak çok
çabuk ortaya çıkar, ancak yer çekimi yüzünden bu suyun büyük bir kısmı
yer altına doğru daha derinlere inmeye devam eder.
Bu
grafiğin gösterdiği gibi, yeraltı suyu hareketinin yönü ve hızı,
yeraltındaki akiferlerin ve sınırlayan katmanların (suyun girmesinin güç
olduğu yerler) çeşitli özelliklerine bağlıdır. Yerin altında hareket
eden su, yeraltı kayasının geçirgenliğine (suyun hareketinin kolay olup
olmadığına) ve gözenekliliğine (malzeme içindeki boşluk miktarı)
bağlıdır. Bir kaya serbestçe içindeki suyun hareketine izin verir ise o
zaman yeraltı suyu günlerce önemli mesafe alabilir. Fakat yer altı suyu,
yüzeye çıkması binlerce yıl sürebilecek olan akiferler içinde daha
derinlere de inebilir.
Su Kaynağı:
yer altı suyunun toprak yüzeyine çıktığı yani boşaldığı yer
Su
Kaynağı nedir?
Su
kaynağı, kara yüzeyinden suyun taşacak noktaya kadar akiferin dolması
sonucunda oluşur. Su kaynakları, önemli bir yağıştan sonra meydana gelen
küçük su miktarlarından, günde yüz milyonlarca litre akan büyük havuz
şeklindeki büyüklüklere kadar değişiklik gösterir.
Su
kaynakları, her hangi bir kaya çeşidi içinde oluşabilir; fakat
genellikle kolayca kırılan ve asidik yağış tarafından çözülebilen
malzemeler (çoğunlukla kireç taşı, dolomite) içinde bulunur. Kaya
çözüldükçe ve kırıldıkça suyun akışına imkan sağlayan boşluklar meydana
getirebilir. Eğer akış yatay ise su, kaynak olarak kara yüzeyine
çıkabilir.
Kaynak suyu her zaman duru değildir
Kaynaklardan çıkan su genellikle durudur.
Bununla beraber, bazı kaynaklardan çıkan su “çay renginde” olabilir. Bu
resim, ABD Güney Colorado’da doğal bir su kaynağını göstermektedir. Bu
demir kırmızısı rengin sebebi, yeraltı suyunun yer altındaki mineraller
ile temas halinde olmasından dolayıdır. ABD Florida’da birçok yüzey
suyu, yeraltı kayalarındaki organik malzemeden gelen doğal tannik asit
içerir ve bu renk, su kaynaklarında ortaya çıkar. Kaynaklardan gelen
yoğun renkli boşalım suyun, kireçtaşı tarafından süzülmeksizin akifer
içindeki geniş kanallar yoluyla hızlı bir şekilde aktığını gösterir.
Termal kaynaklar
Termal
kaynaklar, bildiğimiz kaynaklar olmakla beraber suları sıcaktır ve bazı
yerlerde, ABD’nin Wyoming eyaleti Yellowstone National Parkında
fokurdayan çamur kaynağında olduğu gibi suları sıcaktır. Birçok termal
kaynak, halen faal olan volkanların olduğu bölgelerde mevcuttur ve
aşağıdaki kayaya temas sonucu ısınan su ile beslenir. Kayaların
derinliği arttıkça sıcaklığı da artar; eğer derindeki su, kara yüzeyine
çıkacak bir yol görevi gören geniş bir çatlağa ulaşır ise, termal kaynak
meydana getirebilir. Georgia ve Arkansas’ın meşhur sıcak kaynakları bu
türdendir. Evet, sıcak kaynaklar dünyanın her yerinde meydan gelir ve
hatta Grönland’da olduğu gibi hayatı idame ettirmeye yardım edecek
şekilde buzdağları ile beraber bulunabilir.
Bitki
Terlemesi:
Buharın yaşayan bitkiden kaçıp atmosfere girme sürecidir
Bitki terlemesi ve bitki yaprakları
Bitki
Terlemesi, bitkiler yoluyla köklerle alınan nemin, yaprakların alt
kısımlarındaki küçük gözeneklere ve oradan da buhar haline gelerek
atmosfere iletilmesi sürecidir. Bitki terlemesi esasen bitki
yapraklarından suyun buharlaşmasıdır. Atmosferde bulunan nemin %
10’unun, terleme yoluyla bitkilerden bırakılan nem olduğu tahmin
edilmektedir.
Su
yaprak yüzeylerinden buharlaştığı için, bitki terlemesi gözle görülemez
bir süreçtir. Büyüme devresi süresince bir yaprak, kendi ağırlığından
birkaç kat fazla suyu buharlaştırır. Bir acre (0,404 ha) mısır her gün
yaklaşık 11 400 - 15 100 litre (3 000 - 4 000 galon) suyu dışarı verir
iken, büyük meşe ağacı her yıl 151 000 litre (40 000 galon) suyu
buharlaştırır.
Bitki terlemesini etkileyen atmosferik etmenler
Bitki
terlemesindeki su miktarı zamana ve bölgeye göre büyük farklılıklar
gösterir. Bitki terlemesi oranlarını belirleyen bir çok etmen vardır.
Isı:
Bitki terlemesi özellikle havanın daha sıcak olduğu büyüme mevsiminde,
ısı arttıkça artar.
Nispi nem:
Bitkiyi çevreleyen havanın nemi arttıkça bitki terlemesi azalır. Nem ile
doymuş havadan ziyade kuru havada bitki terlemesi daha kolaydır.
Rüzgar ve hava hareketi:
Bir bitki etrafında havanın artan hareketi daha fazla bitki terlemesine
sebep olacaktır.
Bitki türü:
Bitkiler değişik oranlarda terlerler. Kaktüs gibi kurak bölgelerde
yetişen bazı bitkiler, diğer bitkilerden daha az terleyerek değerli suyu
muhafaza ederler.
Yeraltı suyu
depolaması:
dünya yüzeyi altında uzun süreler mevcut kalabilen su.
Su
çevriminin bir kısmı olarak depolanmış su
Büyük miktarlarda su yer altında
depolanır. Su hala muhtemelen çok yavaş hareket halindedir ve hala su
döngüsünün bir parçasıdır. Yeraltı suyunun çoğu kara yüzeyinden aşağı
doğru süzülen yağıştan meydana gelir. Muhtelif zamanlarda içerisinde
değişen miktarlarda su bulunan toprağın üst yüzeyi doymamış katmandır.
Bu tabakanın altında kaya parçacıklarının arasındaki bütün boşluk,
çatlak, ve gözeneklerin tamamen su ile dolu olduğu doymuş yüzey vardır.
Yeraltı suyu deyimi bu alanı tanımlamak için kullanılır. Yeraltı suyu
için diğer bir deyim “akifer”dir. Akiferler, tüm dünya suyunun büyük
depolama yeridir ve tüm dünya üzerindeki insanların günlük yaşamlarının
su ihtiyacı yeraltı suyuna bağlıdır.
Suyu bulmak için taban suyu seviyesinin altına bakın
Umarım
kumsalda bu çukuru kazmak için sıcak güneşin altında neden bir saat
harcadığımı anlıyorsunuzdur. Şayet toprak suyu tutabilecek kadar
geçirgense, kazma işlemi belirli derinlikte toprağın nasıl suyla
doyduğunu göstermenin en iyi yoludur. Bu çukurda, su havuzunun üstü
taban suyudur. Okyanus dalgaları bu çukurun tam sağındadır ve bu
çukurdaki su seviyesi okyanus seviyesi ile aynıdır. Şüphesiz dalga
hareketinden dolayı buradaki su seviyesi her dakika değişir ve dalga
yukarı ve aşağı hareket ettikçe çukurdaki su seviyesi de hareket eder.
Bir
bakıma bu çukur, yer altı suyuna ulaşmak için kullanılan kazılmış kuyuya
benzer. Eğer bu resim tatlı suyu gösteriyor olsaydı, insanlar eline bir
kova alır su teminine çalışır idi. Bildiğiniz gibi, eğer bir kova alıp
bu çukuru boşaltmaya çalışır iseniz, kum çok geçirgen olduğu için su
kumun arasından kolayca süzülecek ve kısa zamanda çukuru tekrar
dolduracaktır; bu demektir ki, bu çukur “çok verimli”dir. Tatlı suya
ulaşmak için insanlar, bir akifere ulaşacak kadar derinlikte kuyular
açmak zorundadırlar. Kuyunun, düzinelerce yada binlerce feet derinlikte
olması gerekebilir. Fakat genel kavram, boşlukların suyla dolu olduğu
doymuş bölgeye ulaşmak için açılan kumsaldaki çukurumuz ile aynıdır.
Dünyadaki suyun dağılımı
Dünyadaki suyun nerelerde olduğunun detaylı izahı için, aşağıdaki
grafiğe ve veri tablosuna bakın. Dünyadaki toplam suyun yaklaşık 1 386
milyon kilometre küp (332,5 milyon mil küp)’nün yani % 96’dan
fazlasının tuzlu su olduğuna dikkat edin. Bütün tatlı su kaynaklarının %
68’inden fazlası buz ve buzulların içinde hapsedilmiştir. Tatlı suyun
diğer % 30’u ise yer altındadır. Nehirler, göller gibi yüzeysel tatlı su
kaynakları, dünyadaki toplam suyun yaklaşık % 1’inin 1/700’ü olan 93 100
kilometre küp (22 300 mil küp)’nü oluşturur. Bununla birlikte insanların
her gün kullandığı su kaynağının çoğunu nehirler ve göller teşkil
etmektedir.

|
Küresel su dağılımını gösteren bir tahmin |
|
Su kaynağı |
Kilometreküp olarak ifade edilen su hacmi |
Metreküp olarak ifade edilen su hacmi |
Tatlı su yüzdesi |
Toplam su yüzdesi |
|
Okyanuslar Denizler ve Körfezler |
1,338,000,000 |
321,000,000 |
-- |
96.5 |
|
Buz tepeleri, Buzullar ve Kalıcı Kar |
24,064,000 |
5,773,000 |
68.7 |
1.74 |
|
Yer altı suyu |
23,400,000 |
5,614,000 |
-- |
1.7 |
|
Tatlı |
10,530,000 |
2,526,000 |
30.1 |
0.76 |
|
Tuzlu |
12,870,000 |
3,088,000 |
-- |
0.94 |
|
Toprak nemi |
16,500 |
3,959 |
0.05 |
0.001 |
|
Zemin buzu ve sürekli don olan toprak |
300,000 |
71,970 |
0.86 |
0.022 |
|
Göller |
176,400 |
42,320 |
-- |
0.013 |
|
Tatlı |
91,000 |
21,830 |
0.26 |
0.007 |
|
Tuzlu |
85,400 |
20,490 |
-- |
0.006 |
|
Atmosfer |
12,900 |
3,095 |
0.04 |
0.001 |
|
Bataklık suyu |
11,470 |
2,752 |
0.03 |
0.0008 |
|
Nehirler |
2,120 |
509 |
0.006 |
0.0002 |
|
Biyolojik Su |
1,120 |
269 |
0.003 |
0.0001 |
|
Toplam |
1,386,000,000 |
332,500,000 |
- |
100 |
|
Kaynak: Gleick, P. H., 1996: Water resources.
In Encyclopedia of Climate and Weather, ed. by S. H.
Schneider, Oxford University Press, New York, vol. 2,
pp.817-823. |
Turkish
translation by
DSı
General Directorate,
Foreign Relation Office, Turkey
DSi Genel Müdürlüğü ve ABD Coğrafya Araştırmaları
Water-cycle home Water
Science home USGS
Water Resources Page Contact Information:
Howard
Perlman The URL for this page is
http://ga.water.usgs.gov/edu/watercycleturkish.html Last Modified: Jul 26, 2007 USGS
Privacy
Statement
|
Disclaimer
|
Accessibility
|