 |
Karasal ekosistemlerin ve okyanusların tuttuğu ya da
uzaklaştırdığı karbon tutarı atmosfere salınan toplam
tutardan çıkarıldığında, her yıl insan kaynaklı net 3.3
MMtCnin atmosferde kaldığı bulunur. Bu yüzden, iklim
değişikliğini önleyebilmenin odak noktasını, atmosfere
salınan sera gazı salımlarını sınırlandırma ve/ya da
azaltmanın yanı sıra, her yıl atmosferde kalan yaklaşık
3.3 MtClik fazla karbonun yutaklar aracılığıyla
atmosferden uzaklaştırılması ve haznelerde
biriktirilmesi çabaları oluşturur.
Küresel İklimde Gözlenen Değişiklikler ve Eğilimler
Temel
olarak insan etkinlikleri sonucunda atmosferin
bileşiminde ortaya çıkan önemli değişiklikler sonucunda,
küresel yüzey sıcaklıklarında 19. yüzyılın sonlarında
başlayan ısınma, 1980li yıllarla birlikte daha da
belirginleşerek, hemen her yıl bir önceki yıla göre daha
sıcak olmak üzere, küresel sıcaklık rekorları kırdı.
Yerküre ikliminde gözlenen ve bazılarının insan
etkinlikleriyle bağlantılı olduğu kabul edilen küresel
ve bölgesel ölçekteki önemli değişiklikler şöyle
özetlenebilir: Küresel ortalama yüzey sıcaklığı, 20.
yüzyılın başından günümüze değin yaklaşık olarak 0.8 C°
arttı. Küresel olarak, 1990lı yıllar 1860 yılından
sonraki aletli gözlem kayıtlarındaki en sıcak on yıl;
1998 ise, +0.58 C°lik anomali ile en sıcak yıl oldu
(Şekil 1). İkinci en yüksek sıcaklık rekoru, +0.47 C°
ile 2002 ve 2003 yıllarına aittir. Benzer ısınma
eğilimleri ve yüksek sıcaklık rekorları, kuzey ve güney
yarım kürelerin yıllık ortalama sıcaklıklarında da
gözlenmektedir. Yeni gözlem sonuçlarına göre, 2004 yılı,
küresel olarak en sıcak dördüncü yıl olurken, kuzey
yarım kürenin en sıcak yılı olan 1998den sonraki en
sıcak ikinci yıl oldu. Gece en düşük hava
sıcaklıklarında yaklaşık her on yılda 0.2 C° olarak
gerçekleşen artış, gündüz en yüksek hava
sıcaklıklarındaki artışın yaklaşık iki katıdır. 20.
yüzyılda sıcaklıklarda gözlenen bu ısınma, geçen 1,000
yılın herhangi bir dönemindeki artıştan daha büyüktür.
Atmosferin en alt 8 kilometrelik bölümündeki hava
sıcaklıkları da, geçen 40 yıllık dönemde belirgin bir
artış eğilimi göstermektedir. Öte yandan, 20. yüzyılda,
orta enlem ve kutupsal kar örtüsü, kutupsal kara ve
deniz buzları ile orta enlemlerin dağ buzulları
azalırken, küresel ortalama deniz seviyesi, yaklaşık
0.1-0.2 m arasında yükseldi ve okyanusların ısı
içerikleri arttı. Yağışlar kuzey yarımkürenin orta ve
yüksek enlem bölgelerinde her on yılda yaklaşık % 0.5
ile % 1 arasında artarken, subtropikal karaların
(Akdeniz Havzasını da içerir) önemli bir bölümünde her
on yılda yaklaşık % 3 azaldı. Sera gazlarının atmosferik
birikimleri ve onların ışınımsal zorlaması, insan
etkinliklerinin bir sonucu olarak artmaya devam etti.
|