 |
Kuvvetlenmiş Sera Etkisi
Sanayi devriminden bu yana yoğunlaşan insan etkinlikleri
(örn.; kömür, petrol, doğal gaz gibi fosil yakıtların
yakılması), orman alanlarının yok edilmesi ve
endüstriyel süreçlerde ortaya çıkan gazlar) nedeniyle,
atmosferdeki sera gazı birikimlerinde belirgin bir artış
gözlemlenmektedir.
BM İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (İDÇS) ve onun
Kyoto Protokolü (KP) başlıca altı sera gazının (CO2,
CH4, N2O, hidrofluorokarbonlar (HFCler),
perfluorokarbonlar (PFCler) ve sülfür heksafluorid
(SF6)), kontrol altına alınmasını öngörmektedir.
Stratosferdeki ozon tabakasının incelmesine neden olan
klorofluorokarbonlar (CFCler) ise Montreal
Protokolünce denetlenmektedirler.
Özellikle atmosferdeki birikiminin büyüklüğü ve artış
hızı ile yaşam süresi dikkate alındığında, öteki sera
gazlarına göre CO2nin önemi daha iyi anlaşılır. Bu
yüzden, Mauna Loa (Hawaii) Gözlemevindeki atmosferik
karbondioksit izleme programı, küresel iklim değişikliği
çalışmalarının temelini oluşturur. 1958 yılından beri
yapılmakta olan Mauna Loa ölçümlerine göre, Yerküre
atmosferindeki CO2 birikimi çok hızlı bir biçimde
artmaktadır. Mauna Loanın yayımlanan son ölçüm
sonuçları, 1958 yılında yaklaşık 315 ppmv olan
atmosferdeki yıllık ortalama CO2 birikiminin, 2003
yılında yaklaşık 376 ppmve yükseldiğini gösteriyor.
Küresel ölçümler, öteki sera gazlarının çoğunun
atmosferik birikimlerinin de arttığını kanıtlıyor.
Sera gazı birikimlerindeki bu artışlar, Yerkürenin daha
fazla ısınmasına yol açan pozitif ışınımsal zorlamanın
oluşmasını sağlar. Yerküre/atmosfer ortak sisteminin
enerji dengesine yapılan pozitif katkı, kuvvetlenmiş
sera etkisi olarak adlandırılır. Bu ise, Yerküre
atmosferindeki doğal sera gazları (su buharı, CO2, CH4,
N2O ve O3) yardımıyla yüz milyonlarca yıldan beri
çalışmakta olan doğal sera etkisinin kuvvetlenmesi
anlamını taşır. (Şekil.3) Ancak bitkisel sera örneğinden
farklı olarak, Yeryüzünün doğal sera etkisinin
kuvvetlenmesi sonucunda ortaya çıkan küresel ısınmanın
etkisini zayıflatacak bir havalandırma penceresi
yoktur. Bu nedenle, insan kaynaklı sera gazlarının
salımlarının kontrol altına alınması ve azaltılması,
iklim değişikliği ile mücadelenin en önemli adımlarını
oluşturur. |