|
Gürültü diğer çevre kirliliği faktörlerine benzemez. Havada
yayılmasına rağmen diğer birçok hava kirletici gibi görünmez,
kokmaz. Gürültünün herhangi bir kalıntısı da yoktur. Toprağı
veya suyu da kirletmez. Kötü kokan bir çöp yığını gibi birikmez.
Gürültü kirliliğini diğer çevre kirliliği faktörleri ile
karşılaştırmak doğru olmaz. Onun etkileri küçük adımlarla ve
sinsice oluşur. Ancak kalıcıdır ve kurtulması zordur. Gürültünün
insanlar üzerine olan iletişim bozuklukları, konsantrasyon ve
öğrenme zorlukları, ve sinirlilik ve stresse yol açan uyuma
zorluğu gibi ruhsal-duygusal kategoriye giren etkilerinin yanı
sıra doğrudan sağlığa olan etkileri de bilinmektedir.
MEVZUAT
Ülkemizde gürültü konusunda geçerli mevzuat, 5491 sayılı kanunla
değişik 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun 14. maddesi çerçevesinde
düzenlenmiştir. İlgili kanun maddesinde “Kişilerin huzur ve
sükununu, beden ve ruh sağlığını bozacak şekilde ilgili
yönetmeliklerle belirlenen standartlar üzerinde gürültü ve
titreşim oluşturulması yasaktır. Ulaşım araçları, şantiye,
fabrika, atölye, işyeri, eğlence yeri, hizmet binaları ve
konutlardan kaynaklanan gürültü ve titreşimin yönetmeliklerle
belirlenen standartlara indirilmesi için faaliyet sahipleri
tarafından gerekli tedbirler alınır.” hükmü yer almaktadır.
İşte bu hükme istinaden gürültü konusunda kriterleri belirlemek
ve mevzuatın Avrupa Birliği mevzuatına uyumunu sağlamak
amacıyla;
“Çevresel
Gürültünün Değerlendirilmesi ve Yönetimi Yönetmeliği”
07.03.2008/26809
sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup
01.07.2005 tarih ve 25862 sayılı Resmi Gazete ‘de yayınlanan
eski yönetmelik yürürlükten kaldırılmıştır.
Söz konusu yönetmelik ile gürültü konusundaki genel kısıtlamalar
ve çeşitli kullanımlardan kaynaklanan gürültü düzeyleri için
sınır değerler belirlenmiştir. Yönetmelik ile gürültü konusunda
ölçüm, denetim, izleme, izin ve yaptırım görev ve yetkisi
denetim ekibi kurmuş ve yetki devri yapılmış belediyler,
Belediye sınırları ve mücavir alan dışında yetki devri yapılmış
il özel idareleri
ve yetki devri yapılmamış alanlarda
ise İl Çevre ve Orman Müdürlükleri sorumludur.
Diğer yandan bu yönetmelik ile bir çok kurum ve kuruluşlar kendi
mevzuatına giren alanlarda yetkilendirilmişlerdir.
|