|
NOx’ in atmosferdeki bulunuşu yaklaşık olarak yarı yarıya taşıt egzosu ve sabit yakma tesislerinden dolayıdır. Bu gazlar atmosferde doğal gaz çevrimine girerek, nitrik asit (HNO3) oluşumuyla sonuçlanan zincirleme reaksiyonları tamamlarlar. Atmosferdeki HNO3 oluşumu ise asit yağışının oluşmasını etkiler. Son yıllarda Danimarka’ da yapılan bir araştırmayla amonyak buharlaşmasının güneş radyasyonuna maruz kaldığında atmosferdeki nitrik asit oluşumuna katkısının ihmal edilemeyecek boyutta olduğu belirlenmiştir. Yağmurun amonyum içeriği toprakta, su havzalarında ve göllerde nitrifikasyon yapan bakteriler ve oksijen sayesinde amonyum nitrit asite dönüştüğünde yağmurun asiditesini ayrıca 4 kat artırmaktadır. Azot dioksitin sağlık üzerine etkileri; çeşitli kesimlerdeki bireylere değişik konsantrasyonlar uygulanması ile tesbit edilmiştir. 3000-9400 μg/m3 konsantrasyonlarına 10-15 dakika süre ile maruziyet sonucunda; normal ve bronşitli kişilerde akciğer fonksiyon değişimleri gözlenmiştir.
Azot dioksit maruziyeti sonucunda oluşan şikayetler; normal ve sağlıklı kişilerde 1880 μg/m3 konsantrasyonundan itibaren başlarken, astımlı kişilerde aynı şikayetler 940 μg/m3 konsantrasyon seviyesinden itibaren başlamaktadır. Azot dioksitin bulunduğu ortamlarda diğer kirleticilerin ve özellikle ozonun bulunması durumunda, bu kirleticiler arasında oluşan reaksiyonlar nedeniyle insan sağlığında olumsuz etkileşimlerin arttığı belirlenmiştir. Bir haftadan bir aya kadar olan sürede 1880 μg/m3 den az konsantrasyona maruziyette; bronşiyel ve pulmoner bölgelerdeki hücrelerde anormal değişiklikler, 940 μg/m3 konsantrasyona maruziyette ise akciğerlerin bakteriyel enfeksiyonlara karşı hassasiyetinin artması ve biyokimyasal değişimler gözlenmektedir.
Uçucu Organik Karbon ( VOC )
Uçucu
organik bileşiklere maruziyet akut ve kronik sağlık etkileri
oluşturur. Düşük dozlardaki UOB’ler, astıma ve diğer bazı
solunum yolu hastalıklarına sebep olur. UOB’ler yüksek
konsantrasyonlarda, merkezi sinir sistemi üzerinde narkotik etki
yaparlar
Bazı
UOB’ler ekstrem konsantrasyonlara ulaştıklarında sinir sistemine
ait fonksiyonlarda bozulmalara neden olurlar. Toksik özellik
taşıyan bu bileşikler solunum yolu hastalıklarına sebep
oldukları gibi, yüksek konsantrasyonlarda sinir sisteminde
tahribata yol açmaktadır. EPA tarafından yapılan sınıflandırmada
benzen kanserojen madde olarak değerlendirilirken karbon
tetraklorür, kloroform, vinil klorür, etilen dibromür kansere
sebep olma riski taşıyan maddeler olarak sınıflandırılmıştır.
PARTİKÜL MADDELER ( PM)
Partikül
maddelerin fiziksel yapısı ve kimyasal kompozisyonu sağlık
açısından oldukça önemlidir. Kanser yapıcı organik kimyasallar
(PAH, dioksin, furan gibi) içeren partikül maddeler sağlık
açısından çok tehlikelidir. Birçok farklı bileşenden oluşmuş
olan partikül maddeler akciğerdeki nemle bileşerek aside
dönüşmektedir. PM10,
akciğere kadar ulaşıp, kanın içindeki karbon
dioksitin oksijene dönüşümünü yavaşlatmakta buda nefes darlığına
neden olmaktadır. Bu durumda oksijen kaybının giderilebilmesi
için kalbin daha fazla çalışması gerektiği için kalp üzerinde
ciddi bir baskı oluşturmaktadır. Partikül maddelerin sağlık
üzerine etkileri akuttan daha çok kroniktir.
ASİT AEROSELLERİ
Asit aerosolleri ile partiküler maddelerin de akciğerlerden
alveollere kadar taşınması nedeniyle bu kirleticilerin birarada
bulunduklarında yaptıkları olumsuz sağlık etkileri; her birinin
ayrı ayrı yaptığı etkilerden daha fazladır. Bu olumsuz etkiler
sonucunda ortaya çıkan önemli rahatsızlıklar arasında; pulmoner
fonksiyon bozuklukları, kronik bronşit vakalarında artış,
bronşiyal mukoza silialarının temizleme hızında artış, solunum
yolları epitel dokusunda kalınlaşma gibi sağlık problemleri
örnek olarak verilebilir.
AĞIR METALLER
Havada bulunan partiküllerin % 0.01-3'ünü sağlık yönünden çok
toksik etkiler gösteren eser elementler meydana getirir.
Bunların sağlık yönünden önemi insan dokularında birikime
uğramalarından ve muhtemel sinerjik etkilerinden
kaynaklanmaktadır. Havadan solunum yolu ile alınan partiküllere
ek olarak, yenilen yiyecekler, içilen su aracılığı ile de önemli
miktarda metalik partiküler maddeler vücuda alınmaktadır.
Atmosfer kirliliğinin bir bölümünü oluşturan metaller; fosil
yakıtların yanması, endüstriyel işlemler, metal içerikli
ürünlerin insineratörlerde yakılması sonucunda ortama
yayılırlar.
İnsan sağlığını geniş çapta olumsuz yönde etkileyen metaller
arasında atmosferde yaygın olarak bulunan; Kurşun, Kadmiyum,
Nikel, Civa metalleri ve asbest önem taşımaktadır. Diğer
metallerin bir kısmı insan yaşamında temel yönden önem taşır,
diğer bir kısmının konsantrasyonu ise insan sağlığını tehdit
edecek boyutta olmadığından önem göstermez. Belirli limitlerin
dışında bulunabilecek her türlü metal, insan sağlığı üzerinde
toksik etki gösterir.
Kurşun :
Mavimsi veya gümüş grisi renginde yumuşak bir metaldir. Kurşunun
tetraetil veya tetrametil gibi organik komponentlerinin yakıt
katkı maddesi olarak kullanılmaları nedeniyle kirletici
parametre olarak önem gösterirler. Tetraetil kurşun ve
tetrametil kurşunun her ikisi de renksiz sıvı olup, kaynama
noktaları sırası ile 110°C ve 200°C dir. Uçuculuklarının diğer
petrol komponentlerinden daha fazla olması nedeni ile ilave
edildiği yakıtın da uçuculuğunu artırırlar.
Kandaki kurşun konsantrasyonunun 0.2 μg/ml limitini aşması
durumunda olumsuz sağlık etkileri gözlenir. Kan kurşun
konsantrasyonu; 0.2 μg/ml limitini aşması ile kan sentezinin
inhibasyonu, 0.3-0.8 μg/ml limitlerinde duyu ve motor sinir
iletişim hızında azalma, 1.2 μg/ml limitinin aşılmasından sonra
ise yetişkinlerde geri dönüşü mümkün olmayan beyin hasarları
meydana geldiği belirlenmiştir.
Havadaki kurşun konsantrasyonu ile kandaki kurşun konsantrasyonu
arasında doğrusal bir ilişki vardır. Kurşunun havadaki 1 μg /m3
konsantrasyorıunun kanda 0.01-0.02 μg/ml lik
konsantrasyonu oluşturduğu tesbit edilmiştir.
Kadmiyum :
Kadmiyum (Cd) gümüş beyazı renginde bir metaldir. Havada hızla
kadmiyum oksite dönüşür. Kadmiyum sülfat, kadmiyum nitrat,
kadmiyum klorür gibi inorganik tuzları suda çözünür. Havadaki
kadmiyum fume konsantrasyonu 1 mg/m3
limitini aşması durumunda, solunumdaki akut
etkileri gözlemek mümkündür. Kadmiyumun vücuttan atılımının az
olması ve birikim yapması nedeni ile sağlık üzerine olumsuz
etkileri zaman doğrultusunda gözlenir.
Uzun süreli maruziyetten en fazla etkilenecek organ
böbreklerdir. Böbrekte
oluşan hasarın tekrar geriye dönüşü mümkün değildir. Akciğer ve
prostat kanserlerinin oluşumunda kadmiyumun etkisi kesin olarak
belirlenmiştir.
Nikel :
Nikel gümüşümsü beyaz renkli sert bir metaldir. Nikel
bileşikleri pratik olarak suda çözünmez. Suda çözünebilir
tuzları; klorür, sülfat ve nitrattır. Nikel biyolojik
sistemlerde adenosin, trifosfat, aminoasit, peptit, protein ve
deoksiribonükleik asitle kompleks oluştururlar.
Havadaki nikel bileşiklerinin solunması sonucunda, solunum
savunma sistemi ile ilgili olarak; solunum borusu irritasyonu,
tahribatı, immunolojik değişim, alveoler makrofaj hücre
sayısında artış, silia aktivitesi ve immünite baskısında azalma
gibi anormal fonksiyonlar meydana gelir.
Deri absorbsiyonu sonucunda allerjik deri hastalıkları ortaya
çıkar. Havada bulunan nikele uzun süreli maruziyetin insan
sağlığına etkileri hakkında güvenilir kanıtlar tesbit
edilememişsede; nikel işinde çalışanlarda astım gibi olumsuz
sağlık etkilerinin yanı sıra, burun ve gırtlak kanserlerine
neden olduğu kanıtlanmıştır.
|