|

Sosyal sorumluluk
anlayışının temelinde toplumun refah ve mutluluğu için
güvenilir ürün, gerçeği yansıtan reklam, çevreyi
koruyacak faaliyetler, çalışanların güvenliği ve
istihdam sağlama çabaları bulunmaktadır.
İşletmelerin toplumda kabul
görmelerinin önem kazanması, toplumsal pazarlama ve
yeşil pazarlama gibi kavramların gelişmesine yol
açmıştır. Uzun vadede işletmeler dahil tüm ilgililerin
çıkarına olan toplumsal pazarlama yada diğer adıyla
sosyal pazarlama anlayışında, işletmeler bir yandan
tüketicileri diğer yandan toplumsal öncelikleri
desteklemek ve öte yandan da kar sağlamak
durumundadırlar.
Yeşil pazarlama ise, toplumun istek ve ihtiyaçlarını tatmin etmek üzere birtakım değişimlerin meydana getirilmesi ve kolayca uygulanması amacıyla doğal çevreye en az zarar vermek üzere uygulanan faaliyetlerdir.
Yeşil pazarlama, çevreyi koruma ilkelerine uygun olarak ürün üretimiyle ilgilenir. Çevresel sorumlulukla üretime odaklanmıştır. Yeşil pazarlama anlayışında çevreyi koruma bilinci hakimdir.
Yeşil pazarlama yaklaşımı da dört aşamada incelenebilir. İlk aşamada, çevreci tüketiciler için yeşil ürünler tasarlanır. Örneğin alternatif yakıt teknolojisi ile çalışan otomobiller, çevreye zarar vermeyen ürünler vb. Bu aşamayı yeşil hedefleme olarak adlandırabiliriz. İkinci aşamada, yeşil stratejiler geliştirilir. Örneğin işletme içerisinde daha az atık çıkarmak , enerji verimliliğini arttırmak gibi çevreci önlemler alınır. Üçüncü aşamada, yeşil olmayan yani çevre dostu olmayan ürünlerin üretimi durdurularak sadece yeşil ürünler üretilir. Dördüncü aşamada ise sadece yeşil yada çevreci olmak yeterli değildir. İşletme artık her anlamda sosyal sorumluluk bilincine ulaşmıştır. İşletmelerin yeşil pazarlama bilincine ulaşabilmeleri işletme kültürüne ve çevresel etmenlere bağlı olarak gelişmektedir.
|