|
|||||
|
ELEKTROMANYETİK DALGALAR |
||||
|
Elektromanyetik dalgalar insan organizmasında önemli ölçüde karışıklığa neden olmakta, vücudun molekül ve atomları dengelerini yitirmekte, biyokimyasal işlevler etkilenmekte ve elektriksel dolaşımı zarar görmektedir. Bedeni işlevler 1- 250 mikrovolt arası çok küçük gerilimli elektriksel süreçlerle devam eder. Bir insanın sinir sistemi uzunluğu 500 bin km olan 25 milyar sinir hücresi ile dev bir elektriksel donanıma sahip çok büyük bir elektronik sistemdir.
Elektrik alanlarının, dışardan, bu duyarlı sistemi etkilemesi durumunda vücudun doğal elektriksel dolaşımı zarar görebilir ve buna bağlı olarak kalp dolaşım sis- temi ve sinir sisteminde bozukluklar oluşur. Üzerinden akım geçen bir iletkenin çevresinde oluşturduğu elektrik alanı V/m birimi ile belirlenir.
Tıraş makinelerinde bu değer 30 V/m iken yüksek gerilim kablosunun altında 800 V/m’ye çıkabilmektedir. Bir kişinin sürekli 2000-3000 V/m arası elektromanyetik (EM) alana maruz kalmasının tehlikeli sonuçlar doğuracağı bilinmekte olup, bu alanda sayısız araştırmalar yapılmıştır.
Araştırmalar; kan kanseri riskinin artmasını, kan tablosunun değişmesini, baş ağrısı ve dönmesini EM ışımaya bağlamaktadır. |
|
||||
|
Her saniyede 2.5 milyar EM titreşim üreten mikrodalga fırın kullanımı sakıncalı olup, fırın yanında duran bir kişinin kalp atışlarını değiştirmektedir. Aşağıda, değişik düzeylerde elektromanyetik kirlilik yaratan ve günlük yaşamda sıklıkla kullanılan çeşitli işaretlerin frekansları verilmiştir. Şebeke Gerilimi: 50-60 Hz GM Radyolar: 1 MHz FM Radyolar: 88-108 MHz Mikrodalga Fırınlar: 2450 MHz Kişisel Haberleşme Sistemleri (PCS): 1800-2200 MHz Hücresel Telefonlar: 860 -900 MHz Kordonsuz Telefonlar: 46-60 MHz Halk Bandı Telsizler: 27 MHz Kamusal Amaçlı Telsizler: 45-500 MHz X-ışınları: >1 GHz |
|||||
|
|
|||||
|
Çalışmalar; Çok Yüksek Frekanslı (EHF) [X-ışınları düzeyindeki] bir işaretin EM partiküllerinin, yeterli enerji ile “Kimyasal Bağlarına Ayrılma” (iyonizasyon) özelliğine sahip olduğunu ve X-ışınlarının bu özelliğinin, hücrelerin genetik özelliğine zarar verdiğini, potansiyel olarak kansere ve doğum kusurlarına neden olabildiğini göstermektedir. Radyo frekanslarda ise partiküllerin enerjisi, kimyasal bağlara ayrılamayacak kadar küçük olduğundan, bu frekanslar iyonize olamazlar. Nonionizing RF’lar ile İyonize X-ışınlarının biyolojik etkileri farklı ve birbirleriyle benzeşmezdir. Hücresel Telefon ve PCS baz istasyonları antenlerince üretilen ve halkın maruz kaldığı radyo dalgaları konusunda standartlar oluşturan ve standartlarına en çok başvurulan 3 örgüt vardır: 1. ANSI (IEEE): Amerikan Ulusal Standartlar Enstitüsü, 2. ICNIRP: Uluslararası İyonize Olmayan Radyasyondan Korun¬ma Komisyonu, 3. NCRP: Radyasyondan Korunma ve Ölçme Ulusal Konseyi.
RF Standartları “Düzlem Dalga Güç Yoğunluğu” cinsinden ifade edilir ve mW/cm2 ölçü birimi kullanılır. Halkın maruz kalabileceği radyasyon sınırlarının ölçümünde, 30 dakikalık kısa süreli periyotlar üzerinden ortalama güç yoğunlukları uygulanır. Çoklu antenlerin olduğu yerlerde bütün antenler tarafından üretilen toplam güç esas alınır. Radyo dalgalarının biyolojik etkileri, absorbe edilen güç oranına bağlıdır. Bu enerji absorbsi¬yonu oranı, Özel Absorbsiyon Oranı (Specific Absorbtion Rate) SAR olarak adlandırılır ve W/kg cinsinden ölçülür. Bütün vücudun SAR ortalaması, ma¬ruz kalınan bu güç yoğunluğundan hesaplanabilir. Hücresel frekanslar için güç yoğunluğu standartları, PCS frekansları için olan değerden daha sıkıdır. Çünkü insan vücudu 860 MHz’de, 1800 MHz’dekinden daha fazla radyasyon alır. |
|||||
|
|||||