Anasayfa
Çevre Kirliliği
Küresel Isınma
Çevre İzni ( E-İzin )
ÇED (Çevresel Etki Değerlendirme)
Atıklar
Enerji
Emisyon
Gürültü
Su
Çevre Hukuku
Çevre Mevzuatı
Çevreci
Teknoloji

GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR (GDO)

Türkiye’deki Durum

Türkiye’de biyoteknoloji çalışmaları bir yandan Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı bünyesinde yürütülürken bir yandan da Orta Doğu Teknik Üniversitesi bünyesinde devam etmektedir. Çalışmalar henüz Genetiği değiştirilmiş organizmaların  seri üretimine geçilecek kadar ileri düzeyde değildir. Ayrıca Türkiye son günlere kadar henüz Genetiği değiştirilmiş organizmalarla ilgili bir yasaya sahip değildi. Yalnız Cartagena Protokolü’nü imzalamıştır ve onun gereklerini uygulamaktaydı.

 

Türkiye’de Genetiği değiştirilmiş organizmaların ekimi, dikimi, üretimi ve ithalatı kanunen tamamıyla yasaklanmıştı. Ancak 26 Ekim 2009 tarih ve 27388 Sayılı “Gıda Ve Yem Amaçlı Genetik Yapısı Değiştirilmiş Organizmalar Ve Ürünlerinin İthalatı, İşlenmesi, İhracatı, Kontrol Ve Denetimine Dair Yönetmelik” yönetmelik yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu yönetmelik ile bu tür ürünlerin denetimi, satış ve üretiminin kontrol altına alınması amaçlanmaktadır. Ancak yönetmelik ile yeterli kontrol ve denetimin sağlanması mümkün görünmemektedir. Ancak, 2003 yılında Türkiye’nin yurt dışından satın aldığı tarım ürünlerine ve bu ürünleri aldığı ülkelere bakacak olursak, satın alınan 800 bin ton soyanın %90’ının ve 1.8 milyon ton mısırın da %80’inin ABD ve Arjantin kaynaklı olduğunu görürüz. ABD ve Arjantin’den elde edilen  ürünlerin özellikle de mısır ve soyanın Genetiği değiştirlmiş organizmalar olmama ihtimali çok yüksektir. Fakat, Türkiye’de ne gümrüklerde ne de diğer bölgelerde Genetiği değiştirilmiş organizmalar, analizi yapabilecek alt yapıya sahip akredite bir laboratuar olmadığından, ithal edilen ürünler kontrolsüz olarak sınırlarımızdan tüketim amaçıyla girmektedir.

 

 

GDO'larla İlgili Örnekler

ODTÜ`de yapılan araştırmada ülkemizin 9 şehrinde üretilen 28 domates numunesinden 22`sinde `kanamisin` adlı antibiyotiğe dirençli bir bakteri geni saptanmıştı. Aynı araştırmada mısır numunelerinde hem antibiyotiğe karşı direnç geni, hem de mısıra ait olmayan birtakım DNA`lar bulundu. Buna ek olarak 2005 yılında Arjantin`den Türkiye`ye soya getiren bir gemi Greenpeace tarafından Brezilya açıklarında durdurulmuş ve soyaların Genetiği değiştirilmiş organizmaların olduğu ortaya çıkmıştı. Avrupa Birliği 1998’de hormonla muamele edilmiş sığır etleri ve ürünlerini kanser riski taşıdığı endişesiyle satın almayı reddettiğinde ABD ve Kanada tarafından 126 milyon dolar ödemeye mahkum edilmiştir. Gerekçe ise AB’nin bu ürünleri tüketenlerin kanser olduğunu bilimsel olarak kanıtlayamamış olmasıdır.

 

İskoçya Rowett Enstitüsünde Dr. Arpad Pusztai'nin genetiği değiştirilmiş patates ile beslediği farelerin tümünün iç organlarında küçülme, sindirim sistemlerinde bozukluk, bağışık sistemlerinde çökme görüldü. Pusztai sonucun açık olarak yıkıcı olduğunu gördüğünde gerçeği söylemekten kaçınmamıştı.

 

Rusya Bilimler Akademisi'nden Dr. İrina Ermakova'nın fareler üzerinde yaptığı denemede, genetiği değiştirilmiş soya ile beslenen farelerin yavrularının yüzde 55,6'sı, doğumdan üç hafta sonra öldü. İngiltere’de yağlık tohum kolzada kullanılan bir gen dizisinin aynı tarlada yetişen yabani hardala bulaştığı tespit edildi. Bulaşan gen dizisi o kolzada ot ilacına dayanıklılık sağlayan bir gen dizisi. Yabani ot ilacı, yabani ota da bulaşırsa bu tehlike demektir. Çünkü bu durum o yabani otun artık daha güçlü ilaçlarla yok edilebileceği anlamına gelmektedir. Daha güçlü ilaç ya da daha fazla kimyasal ise daha fazla çevre kirliliği anlamını taşımaktadır.

 

Haziran 2001’de Cry9c adlı proteini kodlayan genin aktarıldığı mısırı tüketen bazı kişilerde beklenmeyen etkilerin ortaya çıktığının bildirilmesi üzerine alerjik reaksiyondan şüphelenilmiş fakat bu kişilerin hiçbirinin kanında bu proteine özgül IgE saptanmamıştır ve bir hasta üzerinde yapılan çift kör plasebo kontrollü çalışmada sonuç negatif çıkmıştır.

 

En çarpıcı örneklerden birisi “Basmati” tohumudur. Ezelden beri Hindistan’a ait olan “Basmati” adındaki çeltik tohumunun patentini Texas’lı bir şirket almış ve adını “Texati” koymuştur. Hindistan’a ait olan bu çeltik artık Texas’lı bir şirketindir ve bu tohumu ekmek isteyenler artık bu yabancı şirketten satın almak zorundadırlar.

 

 

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

GDO'lu Ürünlerin Fayda ve Zararları

Türkiye’deki Durum Ve Örnekler

GDO'lu Ürünler ile ilgili Sonuç  ve Tartışmalar

Su Kirliliği Etmenleri

Şehirlerde Çim Alanlar Ve Su Tüketimi

Organik Tarım

Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar

Halk Sağlığı Ve Çevre Denetimi

 

Su Kaynakları: Yeraltı Suyu Ve Kullanımı

Elektromanyetik Kirlilik

Yağmur Nasıl Oluşur?

Geri Dönüşüm

Plastiklerin Kullanımı Ve Etkileri

Çevre Kirliliği - Küresel Isınma - Çevreci Ürünler - Enerji - Su - Atıklar - Emisyon - Gürültü - Çevre İzinleri - Çevre Hukuku - Çevre Mevzuatı

 ÇED - Atıksu Deşarjı - Atık Beyanı - Tehlikeli Atıklar - Atık Kodları - Geri Dönüşüm - Emisyon İzni -Teknoloji - Wallpaper - Basından Haberler

Anasayfa - E-Posta Grubu - İletişim

 

 www.cevreonline.com © Copyright 2007