|
||||||||
|
GENETİĞİ DEĞİŞTİRİLMİŞ ORGANİZMALAR (GDO) |
|||||||
|
Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahalelerle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı organizmalar günümüzde, İngilizce'de GMO. (genetically modified organism), Türkçe'de G.D.O. (genetiği değiştirilmiş organizmalar) kısaltılmış adıyla tanımlanmaktadır. Diğer bir tanımlamayla kendi türünden ya da kendi türü dışındaki bir canlıdan gen aktarılarak bazı özellikleri değiştirilen bitki, hayvan ya da mikroorganizmalara "Genetiği Değiştirilmiş Organizma" denilmektedir. Başka bir tanımlamayla genetiği değiştirilmiş organizmalar (GDO), biyoteknolojik yöntemlerle canlıların sahip olduğu gen dizilimleriyle oynanarak, mevcut özelliklerinin değiştirilmesi veya canlılara yeni özellikler kazandırılması ile elde edilen organizmalara verilen isimdir. Bu yolla ilk kez 1973’de bir bakteri yaratılmıştır.
Gen, Yunanca kökenli bir kelimedir. Doğum, başlangıç anlamına gelen “genos”tan gelmektedir. Genler; canlıların kuşaktan kuşağa geçen özelliklerini (boy, renk, hastalıklara dayanıklılık, yüksek verim gibi) şifreleyen birimlerdir.Yaşamı belirleyen genler DNA sarmalı içinde yer almaktadır. DNA, dört asitten meydana gelmiş ‘dioksiribonükleikasit’in kısa yazılımıdır. Hücre çekirdeğinde kimyasal dille yazılmış yaşamın şifre kodudur. Bu şifre fosfat ve şekerden oluşmaktadır.RNA, ribonükleikasit teriminin kısa yazılımıdır. DNA dan aldıkları genetik mesajları hücre içinde protein üreten birimlere taşımaktadırlar. |
|
|||||||
|
GDO'lar Hakkında Genel Bilgi Dünyadaki Durum Dünya genelinde ekimi en yaygın genetiği değiştirilmiş bitkiler soya, mısır, pamuk ve kanoladır. Tübitak verilerine göre, dünyada üretilen 72 milyon hektar soyanın %57.5’ini, 140 milyon hektar mısırın %11’ini, 34 milyon hektar pamuğun %21’ini ve 25 milyon hektar kanolanın da %14’ünü transgenik çeşitler oluşturmaktadır.
Bununla birlikte, buğday, ayçiçeği, pirinç, domates, patates, papaya ve yer fıstığı gibi ürünlerin de transgenik olarak üretildiği, muz, ahududu, çilek, kiraz, ananas, biber, kavun ve karpuzun da denemelerinin yapıldığı bilinmektedir. Genetiği Değiştirilmiş (GD) tohum ekili alan 1996’da 1,7 milyon hektar iken 2003 yılına gelindiğinde yaklaşık 40 katlık bir artışla 67,7 milyon hektara ulaşmıştır. Yani tüm dünya üzerinde neredeyse Türkiye’nin kapladığı alana eşit bir alanda Gdo’lu bitkilerin tarımı yapılmaktadır.
Genetiği değiştirlmiş organizmalı bitkiler ile ekim ayapan ülkeler; ABD, Arjantin, Kanada, Brezilya, Çin, Avustralya, Hindistan, Romanya, Uruguay, İspanya, Meksika, Filipinler, Kolombiya, Bulgaristan, Honduras, Almanya ve Endonezya’dır. Genetiği değiştirilmiş gıdaların ticaretinin yaygınlaştığı 1996 yılında, bu bitkileri eken ülke sayısı 6 iken, bu sayı 2003 yılında 3 kat artışla 18’e çıkmıştır. Günümüzde 18 farklı ülkede Genetiği değiştirlmiş organizma tarımıyla uğraşan çiftçi sayısı ise 7 milyon civarındadır. |
||||||||
|
|
||||||||
|
Diğer yandan, İsviçre, Tayland, Suudi Arabistan, Bolivya, Cezayir, Gana, Zambiya ve Gürcistan ise genetiği değiştirilmiş ürün yetiştiriciliğini yasaklayan ülkeler arasındadır. İspanya ise Avrupa ülkeleri içinde genetiği değiştirilmiş gıda ya da gıda bileşeni üretmeyen tek ülkedir.
Genetiği değiştirilmiş organizmaların üretimi ve pazara sunulması konusunda çeşitli tartışmalar devam etmektedir. Avrupa Birliği genel olarak kamuoyu tepkisinden çekindiği için bu uygulamalara sıcak bakmamaktadır. Almanya, Fransa, Romanya, Bulgaristan gibi ülkelerde de test ekimleri şeklinde düşük miktarlarda Genetiği değiştirilmiş organizmalı ürün tarımı yapılmaktadır. Buna karşın birçok gıda tekeli, AB tüketicisinin ikna edilememesi üzerine, Genetiği değiştirilmiş organizmalı ürün kullanımına sınırlamalar getirmektedir. Nestle, Genetiği değiştirilmiş organizma içeren girdilerden uzak durmaya çalışacağına, Genetiği değiştirilmiş organizmalı ürün kullanıldığında bunu etikette açıkça belirteceğine dair tüketicilere söz verirken İngiltere’deki gıda üreticisi Unilever ve Cadbury kendi üretim hatlarında Genetiği değiştirilmiş organizmaların kullanımını yasaklamışlardır. 2003 yılında genetiği değiştirilmiş tarım ürünlerinin tahmini pazar değerinin 4.5 milyar dolar olduğu tahmin edilmektedir. Yani 31 milyar dolarlık tarımsal ürün pazarının %15’ini, 30 milyar dolarlık ticari tohum pazarının ise %13’ünü genetiği değiştirilmiş ürünler oluşturmaktadır.
Dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus da, özellikle mısır ve soya gibi ana ürün bir çok şekerlemenin, asitli içeceklerin, çocuk mamalarının ve sebze püreleri gibi birçok hazır gıda maddesinin içinde bulunmaktadır. Mısırın 700, soyanın ise 900 çeşit gıda maddesi içinde kullanıldığı düşünülürse transgenik gıdaların dolaylı tüketim miktarının önemi açıkça görülecektir. Direk mısır veya soyanın tüketilmemesi Genetiği değiştirilmiş organizmalı besinlerin tüketilmediği anlamı taşımamaktadır. Çünkü bu ürünlerin katkı maddesi olarak kullanıldığını ve bu sebeple birçok ürünün içinde yer almaktadır. Günümüz dünyasında genetiği değiştirilmiş yaklaşık 1600 gıda maddesi üretilmektedir. Diğer yandan bunların kullanıldığı bir çok gıda maddesi tüketilerek dolaylı olarak Genetiği değiştirilmiş organizmalı gıdaların alınmasına neden olmaktadır.
|
||||||||
|
Genetiği Değiştirilmiş Organizmalar GDO'lu Ürünlerin Fayda ve Zararları Türkiye’deki Durum Ve Örnekler GDO'lu Ürünler ile ilgili Sonuç ve Tartışmalar
|
||||||||
|
|
|||||||
|
Çevre Kirliliği - Küresel Isınma - Çevreci Ürünler - Enerji - Su - Atıklar - Emisyon - Gürültü - Çevre İzinleri - Çevre Hukuku - Çevre Mevzuatı ÇED - Atıksu Deşarjı - Atık Beyanı - Tehlikeli Atıklar - Atık Kodları - Geri Dönüşüm - Emisyon İzni -Teknoloji - Wallpaper - Basından Haberler Anasayfa - E-Posta Grubu - İletişim
www.cevreonline.com © Copyright 2007 |
||||||||