|
Ancak bu durum, utanılacak ya da
kötü bir şey değildir. Tam tersine Türkiye için büyük avantajlar sağlamaktadır.
KYOTO PROTOKOLÜ IŞIĞINDA AB UYUM SÜRECİ
3 Ekim 2005 tarihinde yeni bir aşamaya geçen Türkiye’nin Arupa
Birliği’ne katılma süreci de Kyoto Protokolü konusundaki
strateji belirlenirken ele alınacak en önemli parametrelerden
birisidir. Bu süreçte, aşağıdaki veriler dikkatle
değerlendirilmelidir.
-Avrupa Birliği, üyelik sürecindeki tüm ülkelere, AB’nin taraf
olduğu uluslararası sözleşmelere katılma koşulunu ortaya
koymaktadır. Ancak ülkelerin, varsa, bu sürece nasıl
katılacaklarına dair ulusal politikalarına doğrudan müdahalede
bulunmamaktadır. 2004 yılında üye olan 10 yeni ülke içerisinde
Polonya ve Macaristan (-%6), Kıbrıs (GKRY) ve Malta (hedef yok),
diğer (-%8) olmak üzere 3 farklı ülke grubu yer almaktadır.
Ayrıca üyelik sürecinde olan Hırvatistan da daha farklı bir
hedef (-%5) belirlemiştir. Üstelik Kıbrız (GKRY) ve Malta AB
üyesi olmalarına rağmen CDM projelerine evsahipliği
yapabilmektedirler.
-Avrupa Birliği, kendi Birlik politikasını belirlerken de ulusal
öncelikleri göz önünde bulundurmuş ve Uyum Fonu kapsamındaki 4
ülkeye (İspanya, Portekiz, Yunanistan ve İrlanda) özel bir
uygulama getirerek AB Balonu içerisinde salım arttırma hakkı
tanımıştır.
-2012-sonrası yükümlülük dönemi için AB yükümlülüğü en az 25
üyeyi kapsayacak şekilde belirlenecektir. 2012 sonrası AB balonu
içinde mevcut ülkeler ile üyelik sürecindeki diğer ülkelerin ne
tür bir yük paylaşımı içerisinde olacakları henüz belli
değildir. Ancak bu sürecin en geç 2007 içerisinde tamamlanması
gerekmektedir.
-Türkiye’nin olası AB üyeliğinin en erken 2013 yılından sonrası
için geçerli olması, Türkiye’nin 2008-2012 ve 2012 sonrası
dönemler için farklı stratejiler izlemesine olanak
sağlamaktadır.
-Beyaz Rusya, Kyoto Protokolü Ek-B Listesinde adı yer almamasına
rağmen Ağustos 2005 tarihinde Protokol’e taraf olmuştur. Beyaz
Rusya, Protokol’e Taraf olmasının ardından,
Montreal-COP/MOP1’de Ek-B içerisinde -%5 hedefiyle yer almak
istediğini belirten bir başvuruyu Sekretarya’ya sunmuştur.
COP/MOP1, Ek-B içerisindeki değişikliklerin ancak 2006 yılında
gerçekleştirilecek COP/MOP2’de ele alınabileceğini belirten bir
karar vermiştir. Bununla beraber Beyaz Rusya, COP/MOP1’de Taraf
ülke olarak Kyoto Protokolü sürecine katılmış hatta Kyoto
Protokolü 6. Madde (Ortak Yürütme) Danışma Kurulu’nda bir
temsilciyle yer almıştır.
-Kyoto Protokolü 3.9. madde (Ek-I Ülkelerinin yükümlülükleri) ve
9. Madde (tüm ülkelerin yükümlülükleri) 2006 yılı ayıs ayında
Bonn’da gerçekleştirilecek 24. Yardımcı Organlar Toplantısı’yla
(SB24) beraber başlamıştır. Kyoto Protokolü’nün tamamı ise 2006
yılı sonundaki COP/MOP2’de görüşülmeye başlanacaktır. Bu
görüşmelerin sonunda, “ortak ve fakat farklılaştırılmış
sorumluluklar” ilkesi gereğince aralarında G. Kore, Meksika gibi
ülkelerin de yer alacağı bir grup yeni ülke için, yeni fakat
daha esnek bazı yükümlülüklerin getirilmesi söz konusu
olabilecektir.
-Bir ülkenin Kyoto Protokolü kapsamındaki Esneklik
Düzenekleri’nden yararlanabilmesi için 2006 yılı sonuna kadar;
-Protokol’e taraf olmasının yanında 1990 yılı itibarı ile hem
kaynaklarca salınan hem de yutaklarca uzaklaştırılan bütün sera
gazlarının envanterini Sekretarya’ya sunmuş olması ve bu
envanterin ve öngörülen ulusal hesaplama sisteminin Sekretarya
tarafından onaylanmış olması,
-Yürütülecek Projelerden kaynaklanacak salımların izlenmesini,
onaylanmasını ve kayıt altına alınmasını sağlayan bir kayıt
sistemini oluşturmuş olması,
-2005
yılı itibarı ile gösterilebilir ilerlemelerin ortaya konduğu bir
ilerleme raporunu ve Ek-B hedeflerini kesinleştiren bir İlk
Rapor sunması gerekmektedir.
Ancak, Türkiye açısından yukarıda sayılan gerekliklerin istenen
tarihte hazır olması mümkün görünmemektedir.
|