|
Birlik
düzeyinde siyasi düzeyde alınan kararlar, araştırma ve
geliştirme alanındaki çerçeve programları ve yenilenebilir
enerji alanında kamu eliyle geliştirilen büyük çaplı projelerle
desteklendi. 2000’li yıllardan itibaren hem teknoloji konusunda
hem de insani ve kurumsal kapasitenin göreceli olarak olgunluğa
ulaşmasının ardından, Kyoto Protokolü esneklik düzenekleri ve
serbestleşme adımlarıyla beraber piyasa
araçlarının etkinliği arttı.
Özellikle ECCP kapsamında öngörülen strateji ve hedeflerin tasarım, uygulama ve izleme aşamalarında, toplumun ilgili tüm kesimlerini (paydaşlar) kapsayan geniş tabanlı ve katılımcı bir süreç izlendi. 2005 yılında ECCP’nin ikinci aşaması da yine benzer yaklaşımlarla kurgulanmaya başlandı.
Avrupa Birliği uluslararası alandaki işbirliğinin geliştirilmesi yönünde önemli çalışmalara öncülük etti. 2002 yılında Johannesburg’da gerçekleştirilen Dünya Sürdürülebilir Kalkınma Zirvesi sırasında AB’nin girişimleriyle ortaya çıkan Johannesburg Yenilenebilir Enerji Koalisyonu (JREC), bu kapsamdaki önemli adımlar arasında yer almaktadır. Ayrıca, Kyoto Protokolü’nün 2012 sonrası dönemi için tartışmalara ilk resmi katkı da 2005 yılının ilk aylarında yayımlanan tebliğ ile ortaya konuldu.
1997
yılında kabul edilen Kyoto Protokolü ’nde 15 üyeli Avrupa
Birliği ’nin sera gazları salımlarının 2008-2012 yıllarını
kapsayan ilk yükümlülük döneminde 1990 yılına göre %8
azaltılması öngörülmektedir. Birlik olarak Kyoto Protokolü
hedeflerine ulaşılmasını sağlamak amacıyla 2000 yılında
hazırlanan Avrupa Iklim Değişikliği Programı değişik
sektörlerden 40 ’dan fazla önlemi içermektedir.Bunların arasında
en çok öne çıkanlar;
-Birlik
bünyesinde 12.000 tesisi kapsayan 2003/87 sayılı Salım Ticareti
Programı Direktifi,
-2010 yılı
itibarı ile AB25 bünyesinde,elektrik enerjisinin %21 ’inin
yenilenebilir kaynaklardan elde edilmesini öngören 2001/77
sayılı Direktif,
-2010 yılı
itibarı ile AB25 bünyesinde,ulaştırmada kullanılan
yakıtların,enerji içeriği itibarı ile %5,75 oranında biyokütle
kaynaklarından karşılanmasını içeren 2003/30 sayılı Direktif,
-Binaların
enerji tüketim performanslarına göre etiketlenmesini öngören
2003/91 sayılı Direktif,
-Enerji
üretiminde kojenerasyonun desteklenmesini öngören 2004/8 sayılı
Direktif
-Yeni
araçların CO 2 salım performansının 2008/2009 yılları arasında
1995 yılına göre %25 daha verimli olmasını sağlayan ve araç
üreticileriyle gönüllülük esasına dayalı olarak hazırlanan
işbirliği,
-Düzenli
depolama sahalarındaki biyolojik olarak parçalanabilen atık
oranını kademeli olarak azaltan 1999//31 sayılı Direktif,
-Enerji
verimliliğini ve CO 2 salımlarını azaltan önlemleri vergi
muafiyetleri yoluyla özendiren 2003/96 sayılı Direktif.

2005 yılı itibarı ile yapılan
değerlendirmelerde,Üye Ülkelerin ek önlemler almaları ve Kyoto
Protokolü Esneklik Düzeneklerini etkin bir şekilde
kullanabilmeleri halinde Avrupa Birliği hedeflerine
ulaşılabileceği tespit edilmektedir.
|